Bugün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü. Peki, bu gün neden gazeteciler günü değil de çalışan gazeteciler günü olarak anılmaktadır?

2001 krizinde binlerce gazetecinin işten çıkarılmasıyla ‘Çalışan Gazeteciler Günü’, ‘İşsiz Gazeteciler Günü’ oldu. Günümüzde ise, dünyada en çok tutuklu gazetecinin bulunduğu Türkiye’de 10 Ocak’ı ‘Tutuklu Gazeteciler Günü’ olarak anmak herhalde yanlış olmaz?

Sözcü gazetesinin haberine göre;

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde 2019 yılı verilerine göre 11 bin 157 gazeteci iş bulamıyor. 2003-2018 arasında 12 bin gazeteci yargılandı. Tutuklu gazeteci sayısı ise 91… Sadece 2019’da 59 gazeteciye 200 yıl ceza kesildi.

Bilgilendirme:

4 Ocak 1961 yılında gazetecilerin çalışma haklarına önemli iyileştirmeler getiren ve sosyal haklarını güvence altına alan 212 sayılı yasanın kabul edilmesi ve 10 Ocak 1961 günü Resmi Gazetede yayınlanması üzerine 9 gazete sahibi (Akşam, Cumhuriyet, Dünya, Hürriyet, Milliyet, Tercüman, Vatan, Yeni İstanbul, Yeni Sabah), yasayı protesto etmek için 3 gün süresince gazeteleri yayımlamama kararı aldılar.

10 Ocak 1961 sabahı, gazetelerini ellerine alan okuyucular, “Gazetemizi 3 Gün Kapatıyoruz” başlığıyla ve altında da dokuz gazete patronunun ortak bildirisi ile karşılaştılar.

Babıâli’de ‘Dokuz Patron Olayı‘ olarak anılan bu gelişme karşısında, gazetecilerde 10 Ocak 1961 günü haklarına ve basın özgürlüğüne sahip çıkmak amacıyla, İstanbul Gazeteciler Sendikası binası önünde toplanarak, valiliğe kadar yürüdüler. Gazeteciler Sendikası da aynı gün yaptığı toplantıda, patronların üç günlük boykotları süresinde, ‘Basın’ adlı bir gazete yayınlama kararı alarak, 11, 12, 13 Ocak 1961 tarihlerinde kendi gazetelerini çıkardılar.

İşte o tarihten sonra 10 Ocak, “Çalışan Gazeteciler Bayramı” olarak kutlandı.  Yalnız 12 Mart 1971 askeri müdahalesinden sonra çalışanların hakları ve basın özgürlüğüne getirilen kısıtlamalara tepki olarak 10 Ocak tarihi, “Bayram “olmaktan çıkarıldı ve “Çalışan Gazeteciler Günü” olarak anılmaya başlandı.

 

 

Gazeteciliğin Bugünü

Günümüzde bu meslek ne yazık ki çok zor şartlar altında gerçekleştiriliyor. Gazeteciler en zor dönemlerden birini yaşıyorlar. İşsiz kalan gazeteciler, ceza evinde yatan gazeteciler, sansüre karşı işini yapmaya çalışan gazeteciler bile var. Haliyle gazetecilerin içinde bulunduğu bu durum bir takım sıkıntıları da beraberinde getiriyor.

Yani işin açıkcası Türkiye’de basına, basın özgürlüğüne gereken değer verilmiyor. Ben bu durumun ilerleyen süreçler içerisinde de değişmeyeceğini düşünüyorum. Ve özellikle iktidara sormak istiyorum; ülke için dünya için bu kadar önemli bir mesleğin önünü açmamak daha doğrusu önünü kapatmak neden..?

Bu duygu ve düşüncelerle; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “ Basın bir milletin müşterek sesidir” ilkesinden hareketle çalışmalarını büyük bir özveriyle devam ettiren tüm basın mensubu arkadaşlarımın  emeklerini kutluyorum…

 

Mustafa Kemal Atatürk; “Gazeteciler, gördüklerini, düşündüklerini, bildiklerini samimiyetle yazmalıdır.” 1929

 

 

(Visited 9 times, 1 visits today)

YORUM YAP