Her zaman yaptığımız bir eylem olarak; bazen üzen, bazense gerçekten hayatımızı iyileştirmemize ve bir şeylerin anlamını daha iyi anlamamızı sağlıyor hayatımızı sorgulamak.. Bazen sabaha kadar sorgulasakta bi halt olmaz. Kimin kimi sorguladığı biraz muallaktadır zaten. Biz zannederiz ki hayatı biz sorgulayıp değerlendiriyoruz, ama aslında hayat bizi sorgular. Hatta ağzımızı burnumuzu dağıtıp bir kenara bile koyabilir ya da sadece sözlü sınav yapabilir, bizim sorularımıza bizim istediğimiz cevapları vermeden, kendi sorularını bir şekilde mutlaka bize sorar.

  Bazen büyük bir felaketten, kazadan bazen bir yakınımızın hastalığından , bazen okuduğumuz bir yazıdan, bazen karşılaştığımız bir olaydan, bazen de bambaşka bir sebepten sonra sorgularız hayatı. Yani hayatımızı sorgulamak için bazı sebepler gereklidir. Ben hayatımı yaşadığım bazı zorluklardan kaçarak sorguladım. Bu yazıyı yazmadan önce sahilde biraz oturdum. Beni tek rahatlatan ve daha iyi düşünmemi sağlayan tek yer deniz kenarı çünkü. Herkesin hayatında vardır böyle anları ve sanırım bugün benim de hayatımın dönüm noktası.Hayatımı sorgulayıp, hayatımı anlamlandıran insanları ve yapmam gerekenleri düşündüm.

  Ne için yaşıyorum diyor insan, amacım ne? İstediğim şey ne? Niye her gün uyanıp aynı yolları gidip, çalışıyor , yemek yiyor ve uyuyorum? Niye para kazanıyorum, eskiyeceğini ya da biteceğini bildiğim şeyleri neden alıyorum? Almak, sahip olmak niye artık beni mutlu etmiyor?? Diye… sonuçta sorguladığın bir nevi kendi ortamın, gördüklerin ya da birebir sensin. Zaten sorgulama seviyesine geçtiysen hayatını güllük gülistanlık görmüyorsundur. Peki neden diye düşündük mü?

  Mesela ben ne kadar kaçsam da sorguluyorum. En basiti; işimden nefret ettiğimi hatırlıyorum, adam olmayacak insanlara ”beyefendi, hanımefendi” dediğimi farkediyorum ki hanzodan pek farkları olmayan insanlar bunlar. Bakın şimdi bunları sürekli düşünen bir insan nasıl mutlu olsun? İşte o akşam yattığınız yataktan yiyorsa kalkın sabah! hayata devam edebilecek gücü bazen bulamıyorsunuz kendinizde. Evet bunları sizin de düşündüğünüzü biliyorum. Durum vaziyet böyle olunca ben de dedim ki kendime hep aynı şeyleri yap dur, hatta sürekli bir şeyleri yarım yamalak yap, sürekli mutsuz ol nereye kadar?

  Yeni hatalar yapmamak için en güzel eylem bu bence. Önce kendinizi sonra hayatınızı sorgulamak. Hayatımızı anlamlandırmak, kendimiz olmak, farklı olmak için daha fazla uğraşmamız gerektiğini düşünüyorum. Önümüze konulan sahte hedeflerin ve geçici amaçların bir şeye yaramadığı aşikar. Robot olarak değil, insan gibi yaşamak istiyorsak, kendimizi, hayatımızı ve içinde bulunduğumuz durumu sorgulamaktan daha fazla kaçamayız. Biz kendi hayatımızı, hedeflerimizi, önceliklerimizi ve değer verdiklerimizi düşünüp, yapabileceğimizin en iyisini yapmamız gerekir ki mutlu olalım. Zaman geçiyor, hayat bitiyor..

  İstediklerinizi yapmak için daha çok uğraşın, emek varsa yemek vardır 🙂 Yani kısacası yaşıyorsanız ve yanınızda sevdikleriniz varsa asla vazgeçmeyin. Düşeceksiniz evet yeri geldiğin de düşeceksiniz ama kalkabileceğinize her zaman inanın. Sağlıkla ve mutlu kalın.

“Sorgulanmamış bir hayat, yaşanmaya değmez.” Sokrat

(Visited 2 times, 1 visits today)

YORUM YAP